Kumaş

0
24

Orta Asya’da bulunan Türklerin kumaş sanatında kendilerini yetiştirdikleri ve Büyük Selçukluların da onları takip ettikleri bilinir. Kumaş malzemesinin yapısı gereği zamanın yıpratıcı etkilerine başka malzemeler kadar karşı koyamıyor oluşu, günümüze az sayıda örneğin ulaşmasına neden olur. Mevcut kumaş örneklerinin ise devrin süsleme anlayışına uygun geometrik şekillerle bezeli oldukları görülür. Anadolu Selçuklu Dönemi’nde ise kumaş sanatı, ünlü ipek dokumalar yoluyla sürer. Ağırlıklı olarak kırmızı rengin rastlandığı kumaşlarda, gümüş ve altın teller de dokuma esnasında kullanılırken, bezemede çoğunlukla kuş figürleri ve hayvan figürleri görülür. 

15. yüzyıldan başlayarak Türk kumaşlarının çeşitliliği göze çarpar. Osmanlı padişahlarına ait kıyafetlerin bohçalar içerisinde saklanması geleneği, dönemin dokuma yönündeki zenginliğinin günümüze dek ulaşmasını sağlar. Kadife, İpek, serase (altın ve gümüş telle dokunmuş), kızıl efladi, kemha (brokar), tafta, çatma (bir tür kadife) ve benek gibi türleri olan; çoğu zaman da işlemelerle zenginleştirilmiş kumaşlar Osmanlı’da figür olmadan simetrik geometrik ya da bitkisel motiflerle dokunur. Bursa, bu dönemin önemli kumaş üretim merkezi konumunda bulunur. Bursa’daki hem kaftan hem de dokuma ürünlerinin ihraç edildiği bilinir. Saray hediye defterlerinde yer alan kumaş çeşitlerine bakılarak imparatorluğun birçok kentinde kumaş dokunduğu görülebilir. Benek-i Bursa, Dibay-i Şam, Sereng-i İstanbul, Mukaddem-i Hasanpaşa ve Atlas-ı Sakız söz konusu kumaş türlerinden bazılarıdır. 

16. yüzyılla birlikte kumaş kalitesinde bozulmalar görülünce kaliteyi sürdürülebilir kılmak için kanunnâme çıkarılır: Dokumacılıkta tel sayıları, cinsleri, boyları, çözgü ve atkıların miktarı gibi hususlarda standartlar uygulanmaya başlar. Buna bağlı olarak, 17. yüzyılda İstanbul’daki kumaş üretimi hem nitelik hem de nicelik olarak artış gösterir. Halep, Şam, Sakız ve Menemen de bu süreçte etkin bir biçimde imalat yapar. 

Sıklıkla kullanılan motifler arasında nar, ay, çınar yaprağı, tavus kuşu kuyruğu, yaprak ve gül motifleri bulunur. Altın ve gümüş telli kumaşlar gitgide azalmaya başlar ve renkler de sadeleşir. Atlas, çuha ve diba entarilerde kullanılmaya başlanır. 18. yüzyılla beraber kumaş sanatındaki yükseliş, yerini gerilemeye bırakır. 19. yüzyılın ikinci yarısında dünya sergilerinde bulunan Türk pavyonlarına türlü kumaşlardan kıyafetler hazırlanır ve gönderilir. Sarayın ihtiyacını karşılamak için 1843 yılında Hereke’de ipek fabrikası açılır. Kıyafetler haricinde çadır ve sancaklarda da özel olarak üretilmiş kumaşlar kullanılır. 

Yamalı bohça ya da kırkpare olarak da bilinen kırkyama, genellikle artmış olan kumaş parçalarının birleştirmek üzere dikilmesiyle oluşturulan tasarımlardır. Erken örneklerine dünyada çeşitli bölgelerde rastlanmakla birlikte kırkyama tekniği ile birleştirilmiş kumaşlar, zamanla çiçek, güneş ve yıldız merkezli kompozisyonlar kendilerine özgü desenleri ile tanınmaya başlar. Daha çok bohça yaparken kullanılan kırkyama yöntemiyle yatak örtüsü, minder, yorgan, giysi, nevresim takımı, yastık kılıfı, battaniye, çanta, şapka, atkı, bere gibi türlü tekstil ürünleri ya da aksesuar ürünleri üretilir.

Bunlara ek olarak, Anadolu’da 14. Yüzyıldan bu yana el çizimi veya ağaç kalıplar basılarak yapılan bir kumaş desenleme yöntemi olan yazmacılık da sürdürülür. 15. yüzyıldan itibaren bu alandaki merkez Tokat’tır. Yazmalar tek ve çok renkli olmak üzere ikiye ayrılır; ağaç kalıplarını boyaya batırıp ardında kumaşa basılması veya fırça yardımıyla boyanın kumaşa sürülmesi ile yapılır. Anadolu’nun birçok yerinde merkezi bölgelere sahip olan, geleneksel yöntemlerle oluşturulan yazmacılık hususunda Kandilli kalem işi ve İstanbul yazmaları sanatsal açıdan büyük önem taşır. Kumaşı desenlerken kalem işi ve kalıp yöntemler kullanılır; bu kalıplar ağaç veya metalden yapılır. Malzeme olarak ise boyayı kolayca emen ve akıtıp dağıtmayan pamuklu kumaşlar tercih edilir. 

Fotoğraf Kaynak

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz